Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna Değerli Sözler

Sabahattin Ali, Türk tarihinin başarılı öykücü ve şairidir. Aynı zamanda verdiği eserlerin yanı sıra gazetecilik yapmıştır. Bunun yanı sıra yaşadığı yıllar boyunca Öğretmenlik görevini de üstlenmiştir. Sevilen ve sayılan bir yazar olan Sabahattin Ali kitapları da gerçekten günümüzde okunur, bilinir. Doğum yılı 25 Şubat 1907 Bulgaristan olup Ölüm yılı ise 2 Nisan 1948 olarak Kırklareli’nde gerçekleşmiştir.

1935 yılında evlenen Sabahattin Ali, eşi Aliye Ali ile bir kız çocukları dünyaya getirmişlerdir: Filiz Ali.

Bugün sizlere Sabahattin Ali’nin bir eseri olan Kürt Mantolu Madonna kitabının içerisinde var olan değerli sözlerden birkaçını paylaşmak istiyoruz. Aşağıda listelenmiş biçimde bilgi vermeye çalıştık, umarım beğenirsiniz ve arayış içerisindeyseniz, aradığınızı bulabilirsiniz.

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna

Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna Değerli Sözler

  • Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu… Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak? Çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim. Niçin böyleyim, niçin diğer kadınların farkına bile varmadıkları bir nokta bana bu kadar ehemmiyetli görünüyor?
  • Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazan hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
  • Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz?
  • Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim. İkinci defa oynayamam…
  • Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.
  • Kız arkadaşlarım benimle ahbaplık etmeyi ve fikirlerimi kabul etmeyi zevklerine ve rahatlarına aykırı buldular. Hoş tutulan bir oyuncak olmak onlara insan olmaktan daha kolay ve cazip geliyordu.
  • Kendimi bildim bileli, bütün günlerimi, haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden, bir insanı aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım.
  • Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar, vazifelerini yapıyorlar, hayata bir şey ilave ediyorlardı. Ben neydim? Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu? Şu ağaçlar, onların dallarını ve eteklerini örten karlar, şu ahşap bina, şu gramofon, şu göl ve üzerindeki buz tabakası ve nihayet bu çeşit çeşit insanlar hayatın kendilerine verdiği bir işi yapmakla meşguldüler. Her hareketlerinin bir manası vardı, ilk bakışta göze görünmeyen bir manası. Ben ise, dingilden fırlayarak, boşta yuvarlanan bir araba tekerleği gibi sallanıyor ve bu halimden kendime imtiyazlar çıkarmaya çalışıyordum. Muhakkak ki dünyanın en lüzumsuz adamıydım. Hayat beni kaybetmekle hiçbir şey ziyan etmeyecekti. Hiç kimsenin benden bir şey beklediği ve benim hiç kimseden bir şey beklediğim yoktu..




Etiketler: , , , ,

Bir Cevap Yazın